ORFF'UN TARIHI 20'li yillarin baslarinda Avrupa da yeni bir akim olan spor, dans ve jimnastik egitiminin yükseliste oldugu yillardi.Ritmik egitiminin kurucusu Jacque Dalcroze ve Hareket egitiminin önemli ismi Rudolf Laban'in bütün dünyaya yayilmis olan çalismalari o siralar tiyatro ile ilgili olan C.Orff'un çok ilgisini çekiyordu. Bu ilginin sonucu olarak 1924'te Dorothe Günther ile birlikte Münih'te bir jimnastik, müzik ve dans okulu olan Günther Schule'yi kurdu. Burada yeni bir ritmik egitim kurarak, hareket ve müzik egitiminin karsilikli etkilesimi ve tamamlayiciligi ile ilgili düsüncelerini uygulamak istiyordu. O zamana kadar alisilmis olan sadece piyano müzigi esliginde uyumlu hareket etmekti. C.Orff bu klasik yaklasimdan uzaklasarak ögrencinin kendisinin müzik yapmasi yoluyla, yani dogaçlama ve kendine özgü müzigi bestelemesi yoluyla aktiflesmesini istedi. Bunun için daha sonra anlatacagim bedene yakin olan Orff çalgilarini bir araya getirerek Günther Schule'de çocuk gruplariyla çalismalara basladi. Ikinci Dünya Savasi'na kadar süren çalismalar okulun bombalanmasi ile bir süre durdu. Daha sonra 1948 yilinda Bavyera radyosu için bir çocuk programi yapma teklifi alan Orff pedagojik çalismalarina tekrar baslayarak çocuklar için bir radyo programi yapmaya basladi. Orff program lar da yapilan çalismalari bir araya getirerek” Orff Schulwerk” isimli 5 ciltlik bir kitap serisi yayinladi . Iste bu kitap serisi degisik dillere çevrilerek 5 kitaya yayilan ve son yüzyilin önemli pedagojik yaklasimlarindan birisi oldu. 1961 yilinda bu alanda egitimci yetistirmek için Salzburg'da kurulan Orff Enstitüsü'nde akademik egitimin yaninda çesitli uluslararasi seminer ve kurslar düzenlenmektedir. Su an dünyada 30 un üzerinde ülkede Orff kuruluslari bu yaklasimi yayginlastirmaya devam etmektedirler. Türkiye'nin Orff Yaklasimi ile yogun iliskiye girmesi de 90'li yillarda Liz ve Rana Uluç'un katkilariyla yabanci egitmenlerin seminerler için Türkiye'ye gelmeleri ile baslayip ve 2001 yilinda Orff Merkezinin kurulmasi ile kurumsallasti. Ayrica degisik üniversitelerde bu konuda tez arastirmalari yayinlandi.
PEDAGOJIK YAKLASIM Orff Yaklaşımı çocuklarin zaten dogalarinda olan ve yapmaktan hoslandiklari seyleri çikis noktasi olarak alan bir yaklasimdir. Sarki söylemek, el çirpmak, bir yerlere vurmak, dans etmek, tekerleme söylemek, ebelemece oynamak, ziplamak, ip atlamak, top oynamak, evcilik, askercilik, itfaiyecilik gibi canlandirma oyunlari, boyamak, çizmek, bozmak, bir araya getirmek, saklanmak,..ve bunun gibi yüzlercesi. Bütün bunlar hayatin kendisi gibi birer oyundur ve her biri ayri ayri ögrenme süreçleri içerirler. Bu ögrenme süreçlerinin sistematik okul derslerinden farki çocuklar birlikte ve birbirlerinden, isteyerek ,heyecan duyarak ,üstüne yeni bir seyler katarak dogal yollardan ögrenmeleridir.Bu süreçte yaparak ve yaratarak ögrenilir.Oyunun anlamini C. Orff 1932 de söyle ifade etmistir” Çocugun müzige yönlendirilmesi müzik dersinde baslamaz çikis noktasi oyun saatidir ,müzige yaklasmaya çalisilmaz müzik kendiliginden ortaya çikmalidir.Önemli olan çocugun içinden gelerek oynamasini saglamak ve bunu engelleyen her seyi uzak tutmaktir . “C orff'un elementer müzik ve hareket egitimi anlayisi her çocugun kendine özgü bir yetenegi oldugunu kabul eder.Müzik ve hareket egitiminde söz konusu olan sadece müzik egitimi degildir amaç insan yetistirmektir.Bu tür bir egitim ders programlarinda belirlenen müzik derslerinin çok ötesindedir. “(Ulrike Jungmair) -Orff Yaklaşımı yasamin kendisi olan bu dogal süreçleri kullanarak ögretmen ve çocugun birbirlerinden yeni seyler ögrenmeleri ve ögrendiklerini gelistirerek yeni seyler yarattiklari bir ögrenme modelidir.Oy müzik ,dil ve hareketin birlikteligini esas alir bu üç unsurda ortak bulunan ve çikis noktalari olan sey ise ritimdir. Okullarda sadece müzik yapmayi hedefleyen müzik ve enstrüman egitiminde daha önce yapilmis olan müziklerin en iyi sekilde icra edilmesi hedeflenmekte ve müzik ve dansin bize sundugu çok yönlü egitim firsatlari kaçirilabilmektedir. Oysa müzik ve sanat insanlari mutlu etmek için vardir, sadece eve gelen misafirlere parça çalmasi için zorla piyano veya baska bir enstrüman dersi aldirilan ancak bir süre sonra hiç dönmemek üzere müzik yapmayi terk eden çocuk sayisi çok fazladir. –Veya okul ortamini ele alalim 40 kisilik bir sinifta klasik müzik egitimi anlayisina göre müziksel becerisi yüksek olan 3-4 çocuk bulunmakta ve müzik derslerinde ögretmenin dikkati çogunlukla bu çocuklarda olmakla birlikte geriye kalan 35 çocuk, müzikte “kendilerinden bekleneni” veremeyerek heba olup gitmektedirler.Biz egitimcilere düsen görev çocuklari yetenekli –yeteneksiz ,müzik kulagi var-yada yok diyerek siniflandirmamaktir her çocugun her sanat etkinliginde kendine göre alabilecegi bir rol vardir ve ögretmen bunu dikkate almalidir.Unutmayalim ;Iyi bir gösteri mi? Mutlu çocuklar mi? Iste bu sorunun cevabini okul yöneticileri ile ögretmenlerin vermesi gerekir. Oda yapilan müzik insanin kendi yapmasi gereken müziktir elementer yani içten gelen müzik, dinlemek için degil içinde olmak için yapilir,çocuklar bu müzikle kendilerini ifade ederek mutlu olurlar.Yaratici süreçler içeren bir dersi önceden tamami ile planlamak bir ögretmen için gerçekten zor dur .Çalisma sirasinda çocuklardan ayni anda gelen fikirleri degerlendirmek ,aralarindan bir fikri belirlemek yada birkaç çocugun fikrini birlikte kullanmak ögretmenin belli bir oranda risk almasini gerektirir.Risk almak gelismenin ve yaraticiligin vazgeçilmezidir ve tecrübe gerektirir.Risk almak ayni zamanda çocuklara da ögretmenin kendi yasadiklarinin çocuga model olmasiyla ögretilir.Yaraticiligin tanimlarindan biriside beklenmeyen durumlarda dogru karar verebilme ve farkli çözüm yollari bulabilme becerisidir. On yili askin süredir çocuklarla yaptigim orff çalismalarinin ,daha sonra karsilastigim “Çoklu zeka teorisi” ile bire bir örtüstügünü fark ettim .Çoklu zeka, Howard Gardner'in “Zihin Çerçeveleri” adli kitabinda klasik zeka yaklasimini sorguladigi bir çalisma.Gardner'a göre zeka tek bir parçadan olusmaz ,birbiriye baglantili veya baglantisiz en az 7 sekliyle her insanda bulunup mevcut zeka testleriyle ölçülemeyen bir kavramdir.Okul yillarinizi hatirlayin sizin ve ayni siniftaki arkadaslarinizin çok farkli ögrenme sekilleri oldugunu fark edersiniz.Kimimiz dinleyerek,kimimiz okuyarak,kimimiz yazarak,kimimiz görsel malzemeyle,kimimiz düsünce ve muhakeme ederek,kimimiz de yeniden kesfederek ögrendik.Örnegin ben dinlemekten ve kolum uyusarak yazmaktan hiç hoslanmadim okulda.Yasadigim ögrencilik süreçleri de düsündügümde Gardner'in ne kadar hakli oldugunu daha çok anladim.Her ögrencinin farkli algilama ve ögrenme sekli bulunur ve ögretmenin bunu göze alarak bilgiyi farkli aktarma sekillerini aktarmasi gerekir,tabiiki bunun için biraz zamana ihtiyaç var.Bu sekilde egitim gören çocuklar ileride ögretmen olduklarinda bunu bir davranis halinde otomatik olarak uygulayacaklar. 1-DILSEL ZEKA Okuma,yazma,konusma ve dinleme dilsel zekayla baglantilidir.Müzigin ve dilin bir çok ortak noktasi bulunmaktadir.Orff'a göre müzik konusmadan çikar “Konusma bir çocuktur ,büyür ve müzik olur” Her dilin bir ritmi ve melodisi vardir ,Türkçe,Ispanyolca,Fransizca……Çocuklar bir kelimenin anlamini ögrenmeden önce onun müzigi ile tanisirlar . Sesleri dinleyebilme konusmalarin ton ve ritimlerini dinleyip taklit edebilme,degistirme ve düsünceleri ifade edebilme becerisi …..bunlar dilsel zekanin islevleri olup orff derslerinde üzerinde durdugumuz temel çalismalardir.Her kelimenin onlarca söylenme biçimi vardir ve biz çocuklarla bu zenginligi arastiririz. 2-MATEMATIKSEL ZEKA Müzigi olusturan melodi ,ritim,armoni ve biçimlerin hepsi matematiksel bir mantik içerisinde bir araya gelirler,müzik yapan kisi farkinda olmadan matematiksel düsünmeyi ögrenir.Müzik teki neden sonuç iliskisi,ritmik saymalar ,sayilardaki zenginligi fark etmek ve çesitlendirmek matematiksel zekanin islevleridir. 3-GÖRSEL/MEKANSAL ZEKA Etkin hayalgücü , görüntüleri hayal edebilme, boslukta yolunu bulabilme, grafiksel gösterim,nesneler arasindaki iliskileri algilayabilme .Hemen hemen her orff dersi görsel zekanin içerigine yönelir.Örnegin yasadigimiz çevreyi dolduran nesnelere göre nerede oldugumuzu bilme –bir yerden bir yere kolaylikla serbest veya metrik zaman içerisinde gidebilme,daha önce görmüs oldugumuz bir mekani gözümüzde tekrar canlandirabilme görsel zekanin islevleri olup ,gitgide daralan sehir yasantisinda hepimizin gelistirmesi gereken bir zeka türüdür . Bizim orff derslerinde oynadigimiz bir çok oyun bu hedefe yöneliktir. 4-IÇSEL ZEKA Kendinin farkinda olma ,kendini anlayabilme ve iç dünyasiyla iliski kurabilme.Orff ta uygulanan gözler kapali dokunma ,hissetme,bir müzigi dinleme ve ne hissettigini ifade etme,ayrica grup çalismalarinda alinan geribildirimler içsel zekanin gelismesine katki saglarlar. 5-SOSYAL ZEKA Oyun oynamak basli basina bir sosyal zeka gerektiren bir eylemdir.Grup projesinde görev alma kendini grubun islevsel bir parçasi olarak görme,ortak çalisma,digerlerinden bir seyler ögrenme sosyal zekanin islevlerindendir.Bu süreçler hemen hemen her orff dersinin dogal bir parçasidir.Dramatizasyon ve rol oyunlari da sosyal zekayi gelistirirler. 6-MÜZIK ZEKASI Melodi yaratma,degistirme,taklit ,ve duyma kapsitesi, süsleme-tempo –vurgu –dinamik-ifade sekilleri yaratma-müziksel biçimleri anlama-müziksel düsünceyi takip edebilme-müzik bilgileri alma ve müzigin içine girerek aktif dinleme ,müzik zekasinin islevleridir.Müzigin belli yerlerine hareket veya çalgi ile katilarak dinlemek en iyi inleme yoludur böylece çocuk kendini müzigin parçasi olarak hisseder.Yukarda anlatilan her sey de müzik zekasinin islevleridir. 7-BEDENSEL ZEKA Bedenini kontrol edebilme,denge,hareket ,beden farkindaligi ile beden mekan ,beden ve digerleri ile iliskiler.Beden dili ,bedenle ifade ,jest ve mimikler bedensel zekanin islevleri olup hareket egitiminin temel gelisim hedefleridirler. HAREKET EGITIMI Dans nedir ve nasil çikmistir? ,insanlar neden dans etme ihtiyaci duymustur ? aslinda zor gibi gözüken bu sorularin cevabi son derece basittir.”Kendini Bedeniyle Ifade etmek” evet insan dans ederek kendi iç dünyasini disari yansitir,diger kisilerle ve etkilesime girer ve kendini iyi hisseder. Mevcut okul sistemi çocuklarin daha çok sözlü iletisim becerilerine büyük önem veriyor ama çocuklar için dilsel iletisim her zaman yeterli olmayabilir.Okul öncesi çagdaki bir çocugu uzun süre yerinde oturtmak çok zordur ,kisa bir süre oturmaya devam eden çocuk yavas yavas saga sola ,ileri,geri sallanmaya baslar ellerini ve ayaklarini hareket ettirir.Bu durum çocugun içindeki hareket potansiyelinin sizmaya basladiginin göstergesidir ve bizimle bir iletisim kurmak istemesidir . Insanoglu her an iletisim kurarken beden dilini kullanir ,bedeniyle kendini ifade etme becerisi kazanan insanlar dilin yaninda bu güçlü ifade aracini kullanarak her alanda etkili olabiliyorlar. Iletisimde beden dilinin önemi %55. Verilen mesajlarin büyük kismi beden dili ile veriliyor. Orff Hareket egitiminde çocuklarin iyi bildikleri ve dogal olarak yapmaktan zevk aldiklari kosma,ziplama,siçrama,düsme ,egilme,dönme, gibi hareket sekilleri zaman ve mekan düzenlemeleri ile birlikte hareketsel bir ifade biçimine dönüstürülür ,bunu yaparken çocuklar bedenlerinin olanaklarini arastirarak yepyeni hareket fikirlerine dogru yöneltilirler.
Tekerlemeler,sayismalar,konusma parçalari,siirler ve hikayelerde hareket ile çok zengin bir birliktelik olustururlar ,bu birliktelik dilsel ve (kinestetik) bedensel zekayi uyararak gelismesine büyük katki saglarlar. DIL -Geleneklerimizde bulunan tekerlemeler,siirler,sayismalar,çocuk oyunlari ve danslar Oy'nin en önemli materyalleridir. Ayrica günlük hayatimizda kullandigimiz dilimiz de bize bir çok müziksel firsat sunar.Etrafimizda gördügümüz her seyin bir ismi ve bunlarin içinde tasidigi bir ritim vardir.Bu isimleri kullanarak bir çok sey ögrenebiliriz. Örnegin kendi ismimiz. Ismimiz bize birçok müzik ve hareket olanagi sunar ,onu havaya ellerimizle ,ayagimizla ,burnumuza veya vücudumuzun degisik bölümleriyle yazabiliriz,ismimizi degisik ritim ve ifadelerle ,mimiklerle söyleyebiliriz,birkaç ismi bir araya getirerek bir parça olusturabilir bu parçayi beden seslerimizle seslendirebilir daha sonra Orff çalgilari ile bu parçayi düzenleyerek çalabiliriz.Yarattigimiz bu parçaya beden hareketlerimizle eslik ederek bir dans olusturabiliriz.
|